YAŞAM DİYARI

Çocuklara Din Eğitimi Nasıl Verilmelidir

Çocuklara Din Eğitimi Nasıl Verilmelidir

Çocuklar açısından kişilik oluşumu önemli bir süreçtir. Özellikle altı yaşa kadar hayatı anlamlandırma ve bilişsel gelişimler dikkatle takip edilmelidir. Bu hususta en büyük rol aileye düşmektedir. Çocukların ruhsal ve bedensel gelişimlerinde ailenin atacağı adımlar çocukların yaşama daha iyi hazırlanmasını sağlayacaktır. Günümüz hayat şartları gereği aileler çocuklarını yuvalar, kreşler vb. kurumlardan yardım alarak yetiştirmek durumunda kalmaktadır. Fakat unutulmamalıdır ki hiçbir kurum, kuruluş çocuk gelişimi konusunda aile kadar önemli bir rol oynamayacaktır.

Çocuğun Dini Eğitimi

Kişinin gelecek yaşamını çocukluk yaşlarda belirleyen etkenlerden biride inançtır. İnsan düşünme özelliğine sahip olmasının yanında inanma yetisi ile donatılmıştır. Pasif kabullerin yoğun olduğu küçük yaşlarda din ve inanç eğitimine de büyük önem gösterilmelidir. Çocukların gözlem becerileri üst düzeydedir. Gelişen sosyal koşullarla birlikte çocuklara din eğitimi veren kurumların ve kursların sayısı da bir hayli artmıştır. Çocuklarda din eğitimi bu kurslarla sağlanabilir fakat çocuğun rol model olarak gördüğü anne, babası din eğitiminin en önemli öğesidir. Çocuk, bu kurum ve kurslarda kendisine öğretilen namaz, oruç gibi dini sorumlulukları annesinin ve babasının da uyguladığını görürse eğitim daha nitelikli olacaktır. Bu hususta gerek kurslarda gerek aile içinde verilen din eğitiminde çocuğun yaşı dikkate alınmalıdır. Din eğitimi verilirken çocuğun yaşı göz önünde bulundurulmazsa çocuk korkabilir ve dine ısınmak yerine dinden soğuyabilir.

Yaşlara Göre Din Eğitimi

Din eğitiminin temelinde Allah inancı bulunmaktadır. Çocuklarda soyut düşünme yetisi bulunmamaktadır. Dış ve iç dünya ile ilgili öğrenmeleri duyu organları, gözlem ve telkin sayesinde olur. Çocuğun yaşına ve bilişsel gelişimine uygun olarak Allah inancı verilmeli ve dini öğretiler bu sağlam temel etrafında oluşturulmalıdır. Sağlam bir temele dayanmayan dini öğretiler kalıcı olmayacak ve öğrenimi zorlaştıracaktır. Çocuklar dış dünyaya büyük bir merak içinde yaklaşırlar. Dört yaş dönemine gelindiğinde ebeveynlere sorulan sorular dikkatle cevaplanmalıdır çünkü dört yaş itibariyle ciddi bir dış ve iç dünyayı tanıma süreci başlar. Dört altı yaş döneminde çocuklar Allah’ı bir insan veya hayal ürünü bir obje olarak algılayıp bununla ilgili söylemlerde bulunabilirler. Bunun normal bir süreç olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Böyle bir durumda çocuğu uyarmak etkili olmayacaktır. Somut düşünme evresinden soyut varlıkları kavrama sürecine geçen çocukların bu şekilde düşünmeleri gayet normaldir. Dört altı yaş döneminde dinin hoşgörüsü, güzellikleri dikkatli bir şekilde anlatılmalı eleştiriler ve korkutmalardan kaçınmalıdır. Çocuklara Allah’ın koruyuculuğu ve sınırsız sevgisi anlatılmalıdır. Küçük yaşlarda korkutma yoluyla verilen Allah inancı kaygıya ve ilerde psikolojik olumsuzluklara yol açmaktadır. Çocuklarda ahiret bilinci oluşturulurken cennet ve cehennem açıklamalarının, çocuğun iç dünyasında meydana getireceği etki dikkate alınmalıdır. Çok korkutucu veya ürkütücü anlatılan cehennem kavramı çocuğun içine kapanmasına, kabuslar görmesine neden olabilir. Aynı şekilde çok çekici ve güzel bir biçimde anlatılan cennet de çocuğun yaşamdan kopmasına, cenneti arzulamasına neden olabilir. Ebeveynler ahiret bilinci oluştururken aşırılıklardan kaçınmalıdır. Bir başka hususta küçük yaşlarda uzun sure ve duaları ezberlemesi beklenen çocukların kendini baskı altında hissetmesi ve başarısızlıktan korkmalarıdır. Aileler dua, sure ezberleme ya da ibadetler konusunda ödül yöntemini kullanabilir. Ödül gerekli aralıklarla olursa ve ödevler çocuğun kapasitesi kapsamında seçilirse öğrenilen bilgi ve davranışlar kalıcı olacaktır. Son olarak Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) on üç yaşına kadar yanında kalan Abdullah Bin Abbas’a verdiği nasihate dikkat edelim ve bu nasihati çocuklarda din eğitimi açısından örnek kabul edelim; “-Delikanlı! Sana bazı şeyler öğreteceğim. Allâh’ı gözet ki, Allah da seni gözetsin. Allâh’ı gözet ki, Allâh’ı daima yanında bulasın. Bir şey istediğinde Allah’tan iste. Yardıma muhtaç olduğunda Allah’tan yardım dile. Şunu bil ki, bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa, Allâh’ın takdiri dışında sana fayda veremezler. Ve yine bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa, Allâh’ın takdiri dışında sana hiçbir şeyde zarar veremezler. Bu konuda kalemler kaldırılmış, yazılar kurumuştur.”

Serhat Candan

loading...
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın